LIBRARY

®2025

LIBRARY

®2025

Hatırda Kalmakla 1

Artist

Sait Dindar

Genre

Story

Year

2025

Kapalı perdelerin arkasındaki açık camdan esen ilkyaz rüzgarı, koltukta uzanan dalgın genç adamı parmaklarının ucundan yüzüne kadar okşadı. Dalgınlığı, yerini atalete bırakmaya başladığı sıra, bu havada evde oturma fikrinin korkunçluğu onu çiğneyip sokağa tükürdü. Ayakkabılarını giydiği andan sokağa adım attığı ana kadar neden dışarı çıktığını, dışarda neyi bulacağını ya da bulamayacağını, ne zaman pes edip eve geri döneceğini düşündü ama hiçbirinin cevabı henüz kendisinde değildi. Kafasında bu sorularla birlikte yokuşu inmeye başlamıştı bile.

Aklından, “Çok da düşünmeye gerek yok, bunca insan sokaklarda ne yapıyorsa ben de onu yaparım.” diye geçirirken yanından geçen yaşlı adamın yüklü ve ağzına kadar dolu pazar arabasına çarptı. Gülümseyerek birbirlerinden özür dilediler. Genç adam “Artık bu ihtiyarın bugünkü hayatında önemli birisiyim.” diye düşünüp gururla gülümsediği sıra içi büyük bir şüpheyle kaplandı: “Ya evine gidene kadar beni unutursa?”. Sonuçta ihtiyar, ihtiyar olduğu için onu unutabilir ya da genç adam, gün içinde çarpıştığı bir sürü insandan yalnızca biri olarak yok olabilirdi. Bu, kabul edilemezdi. Hemen harekete geçmeliydi. Çarpışmalarının üzerinden 2 saniye geçmişti bile. İhtiyara dönüp:
“Baya da poşetiniz varmış amcacım. Yardım edeyim isterseniz.” dedi.

Yaşlı adam da gülümsemesini sürdürerek genç adamın bu düşünceli teklifini kabul ettiğini ifade eder şekilde başını salladı. İhtiyar zokayı yutmuştu. Onu bekleyen 5 dakikalık yürüyüş boyunca neye uğradığını şaşıracaktı. Yolculuğunun sonunda günümüz gençleriyle ilgili bütün düşünceleri sarsılacak, geleceğin geçmişten daha iyi olacağı umudu yıllar sonra tekrar yeşerecek ve bu kibar genç adamda kendi gençliğini görmenin vereceği dinginlik hissiyle uzun yıllardır hayalini kurduğu o rahat uykuyu çekecekti.

Genç adam “Ne tarafta oturuyorsunuz?” diye sordu. İhtiyar, gülümsemesini devam ettirerek “Yokuşu kesen sokaktaki çilingirin olduğu binada,” dedi “ama eve kadar gelmene gerek yok oğlum. Yokuşu çıkarsan yeter.”
Genç adamın aşması gereken ilk engel işte önündeydi ama “Sorun yok,” diye düşündü. “Tek yapmam gereken, ihtiyarı iyilikteki ısrarıma ikna etmek. Bu kadar kolay elimden kurtulacağını düşünüyor olamaz.”
Düşüncelerini topladı ve konuşmaya başladı:
“Olur mu öyle şey amcacım. Zaten iki adımlık yol, sizin için sakıncası yoksa evinize kadar eşlik edeyim.”
İhtiyar, teklifi öyle bir soğukkanlılıkla kabul etti ki genç adamın sinirleri bozulmuştu. Yaşlı adamdan aldığı tek tepki nazik bir komutanın, emrini yerine getiren askerine onu takdir eder şekilde başını sallayıp gülümsemesinden neredeyse farksızdı. Anlaşılan, genç adamın ihtiyarı kendine hayran bırakmak için daha çok çaba sarf etmesi gerekecekti.

Sonunda evin önüne vardıkları 7 dakikalık yürüyüş boyunca iki yabancının birbirlerine karşı derinleşebileceği kadar derinleşmişlerdi ama ihtiyarın yüzündeki o aptal, çocuksu gülümseme bir türlü kaybolmamıştı. Neredeyse mükemmel bir ilkbahar havasının hareketsizliğini anımsatan o buruşuk ve kırışık suratta, bu büyük fedakarlık karşısında kendinden geçişe ya da hayata dair umutlarının tekrar yeşerişine dair tek bir emare bile yoktu. Artık her şey için çok geçti. Genç adam, pazar arabasını evin kapısının eşiğinden geçirdi ve ihtiyarın ikram ettiği şekeri alarak sokağa geri döndü.
İstemeye istemeye aynı yokuşu tekrar geri inmeye başladı. Kurtuluşunu insan ruhunun inceliklerini anlayamayan yaşlı bir adama bağlamış olmaktan duyduğu hayal kırıklığı genç adamı tekrar kendine yöneltti. Yokuşu inene kadarki sürede o gün ne yapmak istediğini anlamayı denese de başaramadı ve rutinin onu bu düşüncelerinden kurtaracağını ümit ederek dün, ondan önceki gün ve ondan da önceki gün oturduğu, cam vitrininin önündeki masaları sokağa bakan kafeye oturdu. Bu kafeyi seçmesinin sebebi civardaki en iyi limonatayı yapmaları değil, oturup sokaktan geçen insanları izleyerek herkesin yaşadığına ikna olmanın onu da yaşadığına ikna etmesiydi. Bir limonata söyledi ve kitabını okumaya koyuldu. Kitap, nişanlısının ölümünden sonra hayattan elini eteğini çekmiş orta yaşlı bir adamın kendini mesleğine vererek yaşamına tutunmayı çalışmasını konu ediyordu. Genç adamın, normalde okuduklarına ve izlediklerine mesafeli olmanın en sağlıklısı olduğuna dair sabit bir fikri vardı ama bu karaktere karşı anlamlandıramadığı bir yakınlık hissediyordu. Ne kimsesini kaybetmişti, ne de bir işi vardı fakat durum buydu. Okuduğu son 3 sayfa boyunca bunları düşünmekten ne okuduğunu anlamadığını fark ettiği anda kafasında bir şimşek çaktı. Evet evet. Yaşlı adam aslında kitaptaki adamın geleceğiydi. O da birilerini kaybetmiş, yalnız başına yaşamakla mücadele eden, üstüne üstlük mesleği gibi tutunabileceği bir dalı olmayan bir adamdı. Dönüp ona yardım etmeliydi.